| Yazarlar : | Tayyar ARI |
| Türü : | Uluslararası İlişkiler |
| Sayfa Sayısı : | 342 |
| Baskı Sayısı : | 1. Baskı |
| Baskı Yılı : | Eylül 2010 |
| Ebatları : | 14x21 |
| ISBN : | 978-605-5911-19-5 |
Bu kitap Kültür ve Truzim Bakanlığı tarafından alınan izinle telif hakları yönetmenliğine uygun olarak basılmıştır. Basım ve dağıtım hakları Dora Yayıncılığa aittir.
Soğuk Savaşın sona ermesi ve Sovyet imparatorluğunun yıkılması, bölgede ve uluslararası alanda tüm güvenlik parametrelerini değiştirmiştir. İki kutuplu yapı ve DoğuBatı ekseninde belirlenen güvenlik politikaları bir anda altüst olmuştur. Ancak Soğuk Savaşın sona ermesine rağmen buna fiziksel ve psikolojik olarak hazır olmayan uluslararası toplum 1990’ların ilk başlarında değişimi kavramaya çalışıyor; Rusya’nın yeniden toparlanması ve eski Sovyet coğrafyasına tekrar egemen olup olmayacağıyla daha barışçıl bir dünyanın oluşumu arasında gidip geliyordu. Bu belirsizlik ortamından 2000’lerin başında yeni bir konjonktüre geçildi. Bu yeni konjonktüre bir tarafta, yeni durumu kavramakla beraber yine de mevcut durumu kabul etmekte zorlanan Rusya’nın Putin’le yeni bir çıkış yakalaması, diğer tarafta Bush’la kendisini dünyanın tek kutuplu olduğunu sanan ABD’nin, ElKaide’nin Amerikan hedeflerine saldırısıyla başlayan Afganistan sürecini kendi lehine sonuna kadar kullanmak istemesinin getirdiği gerginlikler egemen oldu. Bush’un Irak’ı işgal etmesiyle beraber ABD’nin yükselişinin sonuna gelindiğinin anlaşılması söz konusu olmuştur. 2005–2006 sonrası dünyanın yeniden şekillenmeye başladığı yeni bir dönemdir. Bu yeni dönem, ABD’nin dünyayı tek başına yönetmediğinin, Rusya’nın ise eski Sovyet coğrafyasında fiziksel bir geri dönüşünün artık mümkün olmadığının anlaşılmasıyla göreceli bir dengenin oluşmaya başladığı bir dönemdir. 2008–2009’da bir tarafta ekonomik kriz, gelişmiş ekonomilerin hızını keserken, diğer tarafta Rusya ve Çin’in yanında Hindistan, Brezilya ve Türkiye gibi yükselen güçlerin dünya politikasında yeni rol arayışları gündeme gelmiştir. 2010 ve 2011 büyük olasılıkla mevcut statükonun devam etmesini arzu eden büyük güçler ile yeni yükselen güçler arasındaki iktidar mücadelesine sahne olmaya devam edecektir. Ama bir sonraki dönemde ister istemez bu rol mücadelesi daha dengeli ve çoğulcu bir uluslararası yapıya evrilecek ve bu yeni yapıda ortaklıklar ve ilişkiler yeni roller çerçevesinde tekrar belirlenecektir.
Türk–Amerikan ilişkilerinde ve Türkiye’nin Orta Doğu politikasında yukarıdaki konjonktürel değişimlere paralel olarak bazı iniş çıkışlar yaşanmıştır ve yaşanmaktadır. Soğuk Savaş döneminin dayattığı güvenlik gündemi, zayıf ekonomik yapısı, istikrarsız demokrasisi ve siyasi liderlikten yoksun oluşu Türkiye’nin Batı’ya ve ABD’ye aşırı bağımlı bir ilişki içine girmesine ve Orta Doğu’dan uzaklaşmasına yol açmıştır. 1980’li yılların başında Özal ile iç ve dış politikada yakaladığı ivme ise daha sonra tekrar geleneksel siyasi liderlik anlayışının geri gelmesiyle devam ettirilememiştir. Türkiye, Soğuk Savaş’ın bittiğini ancak 12 sene sonra 2003’te fark etmiştir. Sovyet tehdidinin sona ermesi, Orta Asya’da Kafkasya’da, Balkanlar’da ve Orta Doğu’da kendisine yönelik tehditlerin azalması veya ortadan kalkmasına rağmen bu durumu değerlendirememiştir. 2002 sonunda işbaşına gelen AK Parti iktidarı ile artan ekonomik potansiyeli, istikrar kazanan ve gelişen demokrasisi ile Türkiye’nin dış politikadaki başarısı Türkiye’nin cazibe merkezi haline gelmesine, merkez ülke, bölgesel güç, parlayan yıldız, bölgesel lider ve "Yükselen Güç" kavramlarının sıkça kullanılmasına neden olmuştur. Bu dış politika, Türkiye’nin yeni rolünü kabul etmekte zorlanan kesimler tarafından aykırı bulunsa da uluslararası toplumun takdirini ve hayranlığını kazanmaya devam etmiştir. Yumuşak gücün akıllı kullanımına dayanan, tüm komşularla sorunların tamamen çözülmesine odaklanan, ayırım gözetmeden ve herhangi bir önyargı taşımadan tüm yerel ve uluslararası aktörlerle görüşmeyi temel ilke olarak benimseyen ve tamamen daha barışçı ve daha paylaşımcı bir dünya arzulayan Türk dış politikasının başarısı, Türkiye’yi ilgiyle takip edilen bir ülke haline getirmiştir. Türk dış politikasının temel ilkesi, tüm oyuncuların birlikte kazanabileceği bir işbirliği ortamının bölgesel ve küresel düzeyde oluşturulmasıdır. Bu anlayış, tamamen askeri güce dayanan, kuşku ve güvensizliği arttıran, işbirliği girişimlerine kuşkuyla bakan, yalnızca kendisinin kazanacağı ilişkiler arayan, ortağından kuşku duyan kısacası egoist ve saldırgan geleneksel dış politika anlayışından tamamen farklıdır. Pozitif bir bakış açısına sahip olan bu yeni anlayış, bölgede karşılıklı güvenin, saygının ve adaletin temel alındığı daha adil bir bölge ve dünyanın oluşumuna yapacağı katkı dolayısıyla başarılı olmaya mahkûmdur.
Orta Doğu bağlamında Türk–Amerikan ilişkilerinin, özellikle 11 Eylül sonrası dönem itibariyle analiz edildiği çalışmada esas olarak bölgede ve ABD’deki siyasal aktörlerin, kanı önderlerinin ve kamuoyunun algıları üzerinden hareket edilmiştir. Kitabın amacı hem iki ülke arasındaki ilişkilerde çatışma ve işbirliği alanlarına bakmak hem de bu ilişkiyi etkileyen aktörlerin sürece ilişkin algılamalarını ve değerlendirmelerini ilk elden öğrenmeyi sağlamaktır. Kitabı okuyan sadece yazarın görüşünü öğrenmekle kalmayacak, aynı zamanda 200’den fazla kanı önderinin görüş ve düşüncelerini öğrenme imkânı da bulacaktır. TÜBİTAK’ın sunduğu imkânlarla hazırlanan bu çalışma aynı zamanda Türk–Amerikan ilişkileri, Türk Dış politikası ve bölgesel sorunlarda etkili aktörlerin ve kurumların kimliklerini ve duruşlarını da ortaya koymaktadır. Özellikle 2008 sonrasında Türkiye hakkındaki değerlendirmelerde "Yükselen Güç" nitelemesinin sıkça kullanılması, kitabın başlığını belirlemede yönlendirici olmuştur. Kitaba konan görüş ve düşüncelerde mümkün olduğunca objektif davranılmaya ve 2003 sonrasında ama özellikle 2005’den bu yana Türk Dış Politikası ve Türk–Amerikan ilişkileri konusunda yazılan yazıların ve makalelerin tamamına yakını verilmeye çalışılmıştır. Bu açıdan okuyucu olumlu değerlendirmelerin yanında bu süre zarfında yapılmış olan olumsuz değerlendirmeleri de görmüş olacaktır. Çalışma aynı zamanda Orta Doğu ülkelerinde sanıldığının aksine oldukça canlı bir sivil toplumun varlığını da göstermiş oluyor. Kitap, bu alanda çalışma yapacak genç akademisyenler için de bir yol gösterici niteliğine sahip. Özellikle bölgeyle ve Türk Amerikan ilişkileriyle ilgilenenlere, bu alanda yazı yazan ve düşünce üreten kişi ve kurumları ve bunların eğilimlerini öğrenme fırsatı sunmaktadır. Çalışma bir anlamda Türkiye, bölgesel sorunlar ve Türk–Amerikan ilişkileri üzerine yazı yazan ve düşünce üreten etkili kalemlerin ve sivil toplum önderlerinin bir envanterini de sunmaktadır. Çalışma, tek bir Amerika olmadığı gibi, tek bir Orta Doğu, tek bir Mısır ya da tek bir Kuveyt olmadığını; bu ülkelerdeki kanı önderlerinin çok farklı görüşlere sahip olduklarını görme imkânı sağlamaktadır. ABD dendiğinde tek tip bir Amerikalı, Yahudi, dendiğinde tek tip bir Yahudi, Araplar dendiğinde tüm Arapların aynı olmadığını görmek açısından yararlı bir çalışma olduğu kanısındayız. Amerika’daki çeşitlilik kadar bölge ülkelerinde de aynı konunun hem siyasal seçkinler tarafından hem de kanı önderleri tarafından çok farklı açılardan değerlendirildiği görülmektedir.
Araştırma esnasında, ABD ve Orta Doğu ülkelerinden seçilmiş siyasetçi, bürokrat, akademisyen, gazeteci ve araştırma merkezi uzmanından oluşan 100 dolayında kanı önderi ile doğrudan görüşme yapılmıştır. Ayrıca çok sayıda akademik çalışmanın yanında, 2003 sonrasında Türk–Amerikan ilişkileri ve Türkiye’nin Orta Doğu politikası konusunda 200 dolayındaki yazı ve makaleye yer verilmiştir. Görüşme yapılan kişilerin ve görüşlerine yer verilen kanı önderlerinin adları ile yapılan görüşmelerin ve yazıların yer ve tarihleri de mümkün olduğunca belirtilmeye çalışılmıştır.
1.Dış Politika Analizinde Karşılaştırmalı Metodoloji
2.Dış Politika Terimi Üzerine Bakış A&...
1.Çin’in Dış Politika İlkeleri
2.Çin Hakkında
3.Çin-ABD İlişkileri
Uyuşmazlığın Tanımı
Uyuşmazlık Türleri
Çıkar Uyuşmazlıkları
İlişki Uyu...
Uluslararası ilişkiler disiplini, gelişmekte olan bir disiplindir. Dış politika analizi, uluslararası ilişkile...
Turkish Foreign Policy in Central Asia and The Caucasus Within The Context of The New Great Game and Energy Security<...
1.Ana akım uluslararası politik ekonomi kuramları
2.Reaalist açıdan uluslararası politik ekonom...
1.Kazak-Rus ilişkileri tarihsel gelişimi
2.Bölgesel gelişmeler çerçevesinde Kazakista...
1.Beşeri ve siyasal boyutlarıyla teritoryalite
2.Farklı teritoryaliteler ve Avrupa Birliği’nin si...
1.Teorik ve kavramsal çerçeve: Devlet kimliği ve dış politika ilişkisi
2. İran-Suudi Ara...
1.Genişleme dönemlerinde Avrupa Birliği’ne üye olan ülkeler ile Türkiye’nin karşı...
1.Etnik çatışmaların temel nedenleri
2.Etnik çatışmalar ve güç kullanımı
1. KARABAĞ’IN TARİHSEL ARKA PLANI
2. SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN YIKILMASININ ARDINDAN BAŞLAYAN ...
THE EFFECTS OF WORLD WAR I
ON THE DEVELOPMENT OF DIPLOMACY
THE EFFECTS OF THE EVENTS IN THE INTER-WA...
...
Gazze Şeridi'nin Hukuksal ve Ekonomi Politik Statüsü
Gazze Saldırılarına Zemin Hazırlaya...
Avrasya’ya Rusya’dan bakış
Avrasya coğrafyasında Türklük ve Rusluk arasındaki etkil...
Kuramsal Çerçeve: Güvenlik ve Silahlanma
Kavramsal Çerçeve: Emprik Düzey...
• Demokrasi ve Kuvvetler Ayrılığı Teorisi
• İngiliz Tipi Parlamenter Yönetim Sistemi
&b...
• Liberalizm, Marksizm ve Realizm Bağlamında Petrolün Ekonomi Politiği
• Petrol ve Politika:...
• Lübnan’da Toplumsal ve Siyasal Yapılanmaların Temelleri
• Ulusal Pakt’tan İ&cc...
Dünyayı Anlamak ve Anlatmak, Uluslararası politika konusunda yazmak, dünya politikasını açıklam...
...
Eserde, disiplinler arası bir yaklaşım temelinde ve tarihsel analizler ışığında savaş olgusu mercek altına ...
Çalışmada, esas olarak Amerika'daki karar alma süreci ve özellikle bu süreçte lobi...
Çok sayıda değerli bilim adamının katkılarıyla oluşan elinizdeki kitap, Sovyet sonrası bağımsızlıÄ...
•Uluslararası İlişkilerde Büyük Tartışmalar ve Post-Modern Teoriler
•Eleştirel Kuram...
Soğuk Savaşın sona ermesi ve Sovyet imparatorluğunun yıkılması, bölgede ve uluslararası alanda tüm ...
Uluslararası ilişkiler, günümüzde hepimizin günlük hayatını doğrudan etkileyen ve zaman...
...
•Uluslararası İlişkilerde Büyük Tartışmalar ve Post-Modern Teoriler
•Eleştirel Kuram...
Neoralizm
Konstrüktivizm
İngiliz Okulu
Değişen Güvenlik Anlayışı ve Kopenhag Oku...
-Teorik ve Metodolojik Çerçeve
- Tarihsel Süreç İçerisinde Türkiye'...
...
AB’NİN TEŞEKKÜLÜ, GENİŞLEMESİ VE AB UYUM SÜRECİ
-SOSYAL POLİTİKA
-AB SOSYA...
Kitabın ilk bölümünde üst yapının ortaya koyulması ve tümden gelim mantığı ile gü...
Politika Nedir: Anlamı, Tanımı ve Siyaset BilimiSiyasi İktidar ve MeşruiyetEgemenlik Teorisi ve UygulanışıDev...
-Kamusal Alanda Bilim Gazeteciliğinin Rolü
-Türkiye'nin Uluslararası Tanıtımda Kitle Ä...
Sosyal Bilimlerinde Tina Sendromu : Pozitivist Bilim Felsefesi
Tina Sendromlu Pozitivizmin Uluslararası İliÅ...
REEL POLİTİK PARADİGMANIN ULUSLARARASI İLİŞKİLER DİSİPLİNİNDE KURAMSALLAŞTIRILMASI
1. Klasik...
Avrasya'da Tarihsel Etkileşimler ve Türkiye
Doğu–Batı Ekseninde Kimlik Arayışı ve Dış P...
1.Sivil Toplum, Müzakereci Katılımcılık ve Çoğulculuk:
1. Le concept de démocratie et développement du mouvement démocratique dans le système &n...
Bir Enerji Kaynağı Olarak Petrolün Önemi ve Jeolojisi
Petrolün Nakliyesi ve Rafine Edilmesi
&nb...
1.SAVAŞ ARAŞTIRMALARININ KURAMSAL VE EPİSTEMOLOJİK TEMELLERİ
2. SAVAŞ ARAŞTIRMASININ PLANLANMASI
...Orta Doğu bölgesindeki hareketliliğin, tartışmaların ve değişimin hiç azalmadığı, tersine arttÄ...
Soğuk Savaş sürecinde dünyada ve Ortadoğu’da ABD ve SSCB’nin başını çektiği b&uum...
BİRİNCİ BÖL&...
BİRİNCİ BÖL&...
1- MİLLİ MÜCADELE, KURULUŞ VE EGEMENLİK
-Milli Mücadele Dönemi ve Türkiye Cumhuriye...
1 THEORETICAL FRAMEWORK
1.1. DEFINITION OF THE RESEARCH PROBLEM
1.2. &nbs...
Yeni Çıkan Kitaplarımızdan Haberdar Olun